Çarşamba akşamı, birinci anlatım
Elif eve gelir. Murat mutfakta, telefonuna bakmaktadır.
Elif “Merhaba” der. Murat başını kaldırmadan “Merhaba” der.
Elif ceketini asar. Biraz bekler. Murat hâlâ telefondadır.
Elif konuşur:
“Bütün gün bir tek sen mi yoruldun?”
Murat telefonu bırakır, hiçbir şey söylemeden odadan çıkar.
Elif’in ertesi gün arkadaşına anlattığı hikâye şudur:
“Eve geldim, yüzüme bile bakmadı. Bir cümle söyledim, kalkıp gitti.”
Çarşamba akşamı, ikinci anlatım
Murat o gün kötü bir toplantıdan çıkmıştır. Eve gelir, oturur, kafasını dağıtmak için telefonunu açar.
Elif gelir. Murat “Merhaba” der; başını kaldıracak hâli yoktur.
Sonra Elif’in sesi sertleşir:
“Bütün gün bir tek sen mi yoruldun?”
Murat kalkar ve odadan çıkar. Çünkü kalırsa bağıracağını düşünmektedir.
Murat’ın ertesi gün kardeşine anlattığı hikâye şudur:
“Berbat bir gün geçirdim. Kapıdan girer girmez iğneleyici bir cümle yedim. Tartışma çıkmasın diye odadan çıktım.”
İki anlatım, aynı akşam
Elif ile Murat kurgusal kişiler. Bu kurgusal sahnedeki iki anlatım da verilen olaylarla uyumludur. Elif hikâyeyi Murat’ın başını kaldırmamasından, Murat ise Elif’in sert cümlesinden başlatır.
Bu örnek, gerçek hayattaki her anlatım farkının yalnızca farklı başlangıç noktalarından doğduğu anlamına gelmez. İnsanlar bazı ayrıntıları unutabilir, eksiltebilir, abartabilir veya bilinçli olarak saklayabilir. Ekonomik kontrol, aşağılama, tehdit, takip, korku, zorlayıcı kontrol, fiziksel ya da cinsel şiddet bulunan durumlarda da iki denk anlatımdan söz edilemez. Sorumluluk, bunları uygulayan kişiye aittir.
Elif ile Murat’ın sahnesine biraz daha geriden de bakılabilir. Murat’ın kötü geçen toplantısı veya Elif’in o hafta iki akşam yemeğini yalnız yemesi anlatının başlangıcı olabilir. Biraz daha geriye gidildiğinde, üç ay önce konuşulup sonuçlanmayan bir mesele görülebilir.
Her başlangıç noktası kamerayı başka bir yere çevirir. “Kim başlattı?” sorusunun cevabı da çoğu zaman seçilen başlangıç noktasına göre değişir.
Cümleye nereden nokta koyuyoruz?
Bir ilişkide olaylar akmaya devam eder. Biz bu akışı bir yerden başlatır, bir yerde bitiririz. Watzlawick, Beavin ve Jackson bu düzenleme biçimine “noktalama” adını verdi.
Verdikleri çift örneğinde kadın, adam sustuğu için eleştirdiğini; adam ise kadın eleştirdiği için sustuğunu söyler. İki anlatım aynı etkileşim dizisini farklı yerlerden başlatır.
Noktalama çoğu zaman bilinçli bir karar değildir. Farklı başlangıç noktaları, iki kişinin aynı etkileşim içinde kendisini tepki veren, karşısındakini ise başlatan taraf olarak görmesine yol açabilir.
Hafıza kendi katkımızı nasıl öne çıkarabilir?
Ross ve Sicoly, öğrenci lojmanlarında yaşayan 37 evli çifte evlilikle ilgili 20 ortak etkinlikte kendi paylarını ve eşlerinin paylarını sordu. Bu etkinlikler arasında kahvaltı hazırlamak, evi toplamak, paranın nasıl harcanacağına karar vermek ve tartışmalara neden olmak da vardı.
Çalışmada 27 çift, bu etkinliklerin en az bir bölümünde toplamı mümkün olan payın üzerine çıkan katkı bildirdi. Fazla tahmin ortalama olarak 20 maddenin 16’sında görüldü ve tartışmalara neden olma gibi olumsuz maddeleri de kapsadı. Katılımcılar kendi katkılarından, eşlerinin katkılarına göre daha fazla örnek verdi.
Sahneye dönen soru: Elif ile Murat kendi anlatılarını kurarken hangi ayrıntıyı başlangıç noktası yapıyor?
“O zaten böyle biri” dediğimizde
Andrew Christensen ve Christopher Heavey, 31 çifti iki ayrı çatışma konuşmasında değerlendirdi. Bir konuşmada erkeğin eşinden istediği, diğerinde kadının eşinden istediği bir değişiklik ele alındı.
Her iki eş de kendi istediği değişiklik konuşulurken daha talepkâr, partnerinin istediği değişiklik konuşulurken daha geri çekilen taraftı. Erkekler genel olarak daha fazla geri çekilme gösterdi. Kadın-talep/erkek-geri çekilme örüntüsü ise tersine göre yalnız kadının istediği değişiklik konuşulurken daha sık görüldü.
Sorulmaya değer ihtimal: Partneriniz her konuda aynı role mi giriyor, yoksa konuşan ve geri çekilen taraf kimin değişiklik istediğine göre değişiyor mu?
Bu soru, “O zaten konuşmaz” gibi değişmez bir etiket yerine belirli konu ve konumlara bakmak için alan açabilir.
Partnerimizin davranışını nasıl açıklıyoruz?
Fincham ve Bradbury, 130 çiftten 12 ay arayla iki kez olumsuz partner davranışlarına ilişkin açıklamalar, evlilik doyumu, depresyon ve özsaygı verileri topladı. Olumsuz partner davranışlarını daha fazla kötü niyet, bencillik veya kalıcı özelliklerle açıklayan eşlerin bir yıl sonraki evlilik doyumu daha düşüktü. Bu ilişki başlangıçtaki evlilik doyumu, depresyon ve özsaygı hesaba katıldığında da görüldü.
Yazının sorduğu soru: Hikâyeyi partnerinizin ilk görünen hamlesinden başlattığınızda, o davranışı kötü niyet, bencillik veya değişmez bir kişilik özelliğiyle mi açıklıyorsunuz?
Haklı çıkmaya çalışınca ne oluyor?
Bir tartışmada ilk çözüm, kendi versiyonumuzu daha ayrıntılı anlatmak olabilir. Daha çok örnek verir, daha eski olaylara gider ve “Ama önce sen…” diye başlayan yeni halkalar ekleriz.
Karşı taraf da kendi başlangıç noktasını savunduğunda konuşma o akşamdan çıkıp ilişkinin geçmişine yayılabilir. İki tarafın verdiği örnekler doğru olsa bile, hangi versiyonun önce geldiğini kanıtlama yarışı tekrar eden etkileşimi değiştirmeyebilir.
Bir taraf daha iyi hatırladığı, daha açık konuştuğu veya daha uzun ısrar ettiği için o tartışmada daha ikna edici görünebilir. Fakat haklı görünmek, konuşmanın ikisi için de çözüldüğü anlamına gelmez.
Kendi başlangıç noktanıza bakmak
Kendi anlatınızı nereden başlattığınızı incelemek için partnerinizin önce bunu kabul etmesi gerekmez.
- Başlangıç noktanızı bulun. Son tartışmanızı içinizden anlatın. Hikâyenin hangi cümleyle başladığına dikkat edin.
- Bir halka geriye gidin. Anlatıya, o olaydan hemen önce kendi yaptığınız şeyi de ekleyin.
- Karşı tarafın anlatısını tahmin etmek yerine sorun. “Sen bu akşamı nereden anlatırsın?”
Bir halka geriye gitmek, “Her şey benim yüzümden oldu” demek değildir. Karşı tarafın davranışını veya gerçek bir eşitsizliği yok saymak da değildir. Yalnızca anlatının başladığı yere kendi hareketinizi de eklemektir.
Elif’in anlatısı şöyle genişleyebilir:
“Gergin bir gün geçirmiştim. Eve girerken içimde birikmiş bir şey vardı. Murat’ı telefonda görünce sesim sertleşti. O da kalkıp odadan çıktı.”
Murat’ın başını kaldırmaması hâlâ anlatının içindedir. Değişen şey, Elif’in kendi hareketini de görünür kılmasıdır.
Bu giriş partnerinizin savunmasını mutlaka bitirmez veya konuşmayı garanti etmez. Yine de yalnız karşı tarafı başlangıç noktası yapan bir anlatıdan daha açık bir konuşmaya alan bırakabilir.
Fikri silaha çevirmemek
Noktalamayı öğrenince partnerinize “Sen olayı istediğin yerden başlatıyorsun” demek kolaydır. Bu, kavramı karşı tarafın anlatısındaki hatayı bulmak için kullanmak olur.
Noktalama önce kendi anlatınızın nereden başladığına bakmak için kullanılabilir. Soru yalnız “O nereden başlatıyor?” değil, “Ben nereden başlatıyorum?” olabilir.
Kendi hamlenizi de anlatıya kattığınızda karşı tarafın tek sebep gibi görünmesi azalabilir. Bu, onun da aynı şeyi yapacağını garanti etmez. Ancak konuşmanın “İlk kim yaptı?” ekseninden “Hangi adımlar birbirini besledi?” eksenine kaymasına yardımcı olabilir.
Nerede durmalı?
Noktalama, gerçek sorumluluk farklarını görünmez hâle getirmemelidir. Bir kişi evin işlerini, planlamasını ve takibini sürekli taşıyor; diğer kişi ortak sorumlulukları yerine getirmiyorsa ortada yalnızca iki farklı bakış açısı değil, somut bir eşitsizlik vardır.
Ekonomik kontrol, aşağılama, tehdit, takip, korku, zorlayıcı kontrol, fiziksel veya cinsel şiddet içeren durumlarda öncelik güvenlik ve uygun destektir. Tehdidin, kontrolün ve şiddetin sorumluluğu bunları uygulayan kişiye aittir.
Kendi noktalamanıza bakarken
Yakın zamandaki bir tartışmayı düşünün:
- Bu tartışmayı anlatırken hikâyeye hangi cümleyle başlıyorsunuz?
- O başlangıç noktasından hemen önce siz ne yapmıştınız?
- Kendi hamlenizi de anlattığınızda hikâye nasıl değişiyor?
- Partnerinizin davranışını “yorgundu” diye mi, “umursamıyor” diye mi açıklıyorsunuz?
- Partneriniz aynı akşamı nereden başlatıyor olabilir? Bunu tahmin etmek yerine sorabilir misiniz?
- Bu etkileşimde sizin tuttuğunuz halka hangisi?
- Bir sonraki konuşmada hangi halkayı farklı tutabilirsiniz?
Amaç hemen kimin haklı olduğunu bulmak değildir. Amaç, aynı olay dizisini nereden başlattığınızı ve sizin hareketinizin karşılıklı etkileşimde nerede durduğunu görebilmektir.
İlişkini Anla, ilişkinizde tekrar eden hareketleri ve bu hareketlere verdiğiniz anlamları daha geniş, daha az yargılayıcı bir açıdan incelemenize yardımcı olan bir keşif alanıdır.
İlgili yazılar: Ben konuştukça neden susuyor? · Zor konuşmalarda talep ve geri çekilme döngüsü
Kaynaklar
- Christensen, A., & Heavey, C. L. (1990). Gender and social structure in the demand/withdraw pattern of marital conflict. Journal of Personality and Social Psychology, 59(1), 73–81. https://doi.org/10.1037/0022-3514.59.1.73
- Fincham, F. D., & Bradbury, T. N. (1993). Marital satisfaction, depression, and attributions: A longitudinal analysis. Journal of Personality and Social Psychology, 64(3), 442–452. https://doi.org/10.1037/0022-3514.64.3.442
- Ross, M., & Sicoly, F. (1979). Egocentric biases in availability and attribution. Journal of Personality and Social Psychology, 37(3), 322–336. https://doi.org/10.1037/0022-3514.37.3.322
- Watzlawick, P., Beavin, J. H., & Jackson, D. D. (1967). Pragmatics of Human Communication: A Study of Interactional Patterns, Pathologies, and Paradoxes. New York: W. W. Norton.



