Geçen hafta, bir ilişkiye bakarken kendimizi hikâyenin dışında bırakmamayı konuştuk. Bu hafta bir adım daha ilerleyip döngünün nasıl çalıştığına bakıyoruz.
Bir tartışma çoğu zaman tek bir cümle yüzünden büyümez. Söylenen her söz, verilen her cevap ve cevaptan çıkarılan her anlam, bir sonraki tepkinin koşullarını değiştirir.
Küçük başlayan bir konuşma birkaç dakika sonra bambaşka bir yere gidebilir. İki kişi de yalnız karşısındakine cevap verdiğini düşünür. Fakat verilen her cevap, sıradaki cevabı biraz daha sertleştirebilir.
Cumartesi sabahı
Nihan ile Barış evde beklemektedir. Bir tamirci gelecektir; ancak saat geçtiği hâlde kimse gelmemiştir.
Nihan sorar:
“Hâlâ aramadın mı?”
Barış telefonuna bakmadan cevap verir:
“Arayacağım. Sabah sabah başlama.”
Nihan’ın ses tonu değişir:
“Ben başlamıyorum. Dün sen arayacağını söyledin.”
Barış bu kez başını kaldırır:
“Bir şeyi de gecikmeli yapayım. Hemen hesap soruyorsun.”
Nihan, konuşmanın artık yalnız tamirciyle ilgili olmadığını düşünür:
“Mesele gecikmen değil. Evde bir şey yapılacaksa peşine yine ben düşüyorum.”
Barış kendisini suçlanmış hisseder:
“Zaten sana göre bu evde hiçbir şey yapmıyorum.”
Nihan geçen ay geciken faturayı ve alınmayan ilacı hatırlatır. Barış, “Yine bütün defteri açtın,” der. Nihan sesini yükseltir. Barış konuşmayı kesip balkona çıkar.
On dakika önce konu, gelmeyen tamirciydi. Şimdi konuşulanlar sorumluluk, değer görme, eleştirilme ve geçmişte kalan başka olaylardır.
İkisi de tartışmayı karşı tarafın büyüttüğünü düşünür.
Nihan için sıra şöyledir:
Barış söz verdiği işi yapmadı → Nihan hatırlatmak zorunda kaldı → Barış onu tersledi → Nihan kendisini anlatabilmek için daha açık ve sert konuştu.
Barış içinse sıra başkadır:
Nihan daha sabah ilk cümlede hesap sordu → Barış kendisini savunmak zorunda kaldı → Nihan eski olayları da açtı → Barış konuşmadan uzaklaştı.
İkisi de kendi tepkisini, karşı tarafın bir önceki hareketinin doğal sonucu olarak görür.
Bir cevap yalnız cevap olarak kalmaz
Bu sahnede her tepki, ardından gelecek tepkiye yeni bir şey ekler.
“Hâlâ aramadın mı?” cümlesi Barış’a yalnız bir soru gibi gelmez; hesap soruluyormuş gibi gelir. “Sabah sabah başlama,” cevabı da Nihan’a yalnız bir erteleme gibi gelmez; sorumluluğun yine önemsenmediğini düşündürür.
Nihan daha açık anlatmaya çalıştıkça Barış daha fazla suçlandığını hisseder. Barış kendisini savundukça Nihan asıl meselenin görülmediğini düşünür. Nihan’ın sertliği Barış’ın savunmasını; Barış’ın savunması Nihan’ın sertliğini artırır.
Bir davranışın etkisi ilişkiye geri dönerek sonraki davranışları etkilediğinde bir geri besleme döngüsü oluşur.
Buradaki “geri besleme”, birine görüş bildirmek veya eleştiri vermek anlamındaki geri bildirim değildir. A’nın tepkisi B’nin yanıtını etkiler; B’nin yanıtı da A’nın sonraki tepkisini etkileyebilir. Böylece önceki hareketin etkisi, ilişkinin içinde yeni bir girdiye dönüşür.
Basitçe:
Bir şey yaparım → sende bir karşılık oluşur → senin karşılığın bana geri gelir → ben buna yeniden tepki veririm.
Döngü her turda aynı yerde kalmaz. Yeni anlamlar, yeni duygular ve yeni örnekler eklenebilir.
Kartopu nasıl büyür?
Yokuştan aşağı yuvarlanan bir kartopu, her dönüşünde biraz daha kar toplar. Büyüdükçe hızlanır; hızlandıkça daha fazla kar toplar.
Tartışmalar da bazen böyle ilerler:
Hatırlatma → ters cevap → daha sert açıklama → savunma → geçmişten örnekler → genelleme → konuşmadan çıkma
İlk cümlede “tamirciyi aramak” vardır. Sonraki turlarda “Sen zaten hep böylesin,” “Bu evde her şeyi ben yapıyorum,” veya “Sana hiçbir şey yetmiyor,” gibi daha geniş hükümler konuşmaya katılır.
Her yeni cümle, bir önceki cümlenin etkisini taşır. Bu yüzden tartışmanın beşinci dakikasında verilen tepki, ilk dakikadaki konuya göre çok büyük görünebilir. O tepki yalnız ilk konuya değil, arada biriken sözlere, ses tonlarına ve anlamlara verilmiştir.
Burada önemli olan, tartışmanın kendiliğinden veya gizemli biçimde büyümesi değildir. Büyüme, iki kişinin birbirine verdiği karşılıklarla oluşur.
Çoğu zaman konuya değil, konuşmanın yapılışına tepki veririz
Nihan tamirciden söz eder. Barış ise kendisine hesap sorulduğunu duyar.
Barış geciktiğini açıklamaya çalışır. Nihan ise sorumluluğun küçümsendiğini duyar.
Gündelik tartışmalarda konu ile konuşmanın nasıl yapıldığı birbirinden ayrılmayabilir. İnsanlar çoğu zaman yalnız söylenen şeye değil, o şeyin nasıl söylendiğine de tepki verir:
- “Bana sesini yükselttin.”
- “Bana sormadan karar verdin.”
- “Sözümü bitirmeme izin vermedin.”
- “Yüzüme bile bakmadın.”
- “Yine beni ciddiye almadın.”
Bu cümlelerin tamamı konuşulan konudan çok, konuşmanın çerçevesiyle ilgilidir.
Bu nedenle görünürde para, çocuklar, ev işleri veya aile ziyareti konuşulurken asıl gerilim; duyulmak, saygı görmek, hesaba katılmak veya sürekli eleştiriliyor hissetmek çevresinde büyüyebilir.
Döngüyü anlamak için yalnız “Ne hakkında tartışıyoruz?” sorusu yetmez. Şu soruya da ihtiyaç vardır:
Bu konuyu konuşurken birbirimize nasıl karşılık veriyoruz?
Dengeleyen geri besleme de vardır
Geri besleme yalnız tartışmayı büyütmez. Bazı karşılıklar gerilimi eski düzeyine doğru çekebilir.
Nihan ile Barış’ın konuşmasından bir süre sonra Barış mutfağa girer. Çay koyarken Nihan’ın fincanını da tezgâha bırakır. Nihan çayı alır. Bu jestin ardından sesleri düşer ve aynı odada yeniden durabilirler.
Çayın kendisi otomatik olarak dengeleyici geri besleme değildir. Ancak jestin etkisi sonraki etkileşime dönüyor ve gerilimin yükselmesini azaltıyorsa dengeleyici sürecin bir parçası sayılabilir. Bu küçük hareket sorunu çözmez. Nihan’ın taşıdığı sorumluluk duygusunu veya Barış’ın suçlandığı hissini ortadan kaldırmaz.
Bazen bir bardak çay, gündelik bir soru, kısa bir şaka, başka bir işe birlikte dönmek veya ses tonunun düşmesi sonraki etkileşimi gerçekten yumuşatırsa ilişkiyi yeniden alışılmış dengesine yaklaştırabilir.
Bu tür hareketler, kavga kadar görünür değildir. Büyük tartışmalar hatırlanır; gerilimi azaltan küçük hareketler çoğu zaman kayda geçmez.
Üstelik denge her zaman iyi bir şey anlamına gelmez. Bir ilişkide gerginlik her seferinde konu kapatılarak azaltılıyorsa, ortalık sakinleşebilir ama konuşulması gereken mesele yerinde kalabilir. Sistem yeniden sakinleşmiştir; sorun çözülmemiştir.
Dolayısıyla iki ayrı geri besleme görülebilir:
- Büyüten geri besleme: Karşılıklar, sonraki tepkilerin dozunu giderek artırır.
- Dengeleyen geri besleme: Bir karşılığın etkisi sonraki tura taşınır; gerilim azalır ve ilişki alışılmış düzeyine yaklaşır.
“Büyüten” mutlaka kötü niyetli, “dengeleyen” de mutlaka sağlıklı değildir. Bunlar kimin iyi veya kötü olduğunu değil, etkileşimin hangi yönde ilerlediğini anlatır.
Dengeyi kim taşıyor?
Gerilimi azaltan hareketler bazen iki kişi arasında kendiliğinden dağılmaz. Aynı kişi konuşmanın tonunu düşüren, ortamı yumuşatan veya gündelik hayatın yeniden başlamasını sağlayan taraf olabilir.
Tartışmadan sonra çayı o koyar. Çocukların yanında konu büyümesin diye sesi o alçaltır. Ertesi sabah ilk gündelik cümleyi o kurar. Aile ziyaretinde gerginlik hissedildiğinde konuyu o değiştirir. Bunların hiçbiri tek başına büyük bir hareket değildir. Ancak aynı kişi bunları sürekli yaptığında ilişkinin dengesini taşıyan görünmez bir iş oluşur.
Bu iş çoğu zaman fark edilmez; çünkü sonucu bir olayın yaşanması değil, yaşanmamasıdır. Kavga daha fazla büyümez. Akşam tamamen dağılmaz. İki kişi yeniden aynı odada durabilir. Dışarıdan bakıldığında “Zaten sakinleştiler,” denir. Sakinliğin nasıl oluştuğu görünmez.
Dengeyi sağlayan kişi bir gün yorulup bu hareketleri yapmadığında, ilişkide her şey aniden bozulmuş gibi görünebilir. Oysa yeni olan yalnız kavga değildir. Daha önce kavgaların ardından çalışan dengeleme hareketi artık devreye girmiyordur.
Bu durum, dengeleyen kişinin ilişkiyi tek başına sürdürmekle yükümlü olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, ilişkinin sakinliğinin kimin emeğine dayandığını görmeyi gerektirir.
Bir başka ihtimal de şudur: dengeleme hareketi ilişkiyi sakinleştirirken asıl konunun hiç konuşulmamasına yardım edebilir. Her tartışmadan sonra şaka yapılıyor, çay konuyor ve gündelik hayata dönülüyorsa gerginlik azalabilir. Fakat para, iş bölümü veya aile sınırlarıyla ilgili mesele aynı yerde kalabilir.
Bu nedenle sakinlik her zaman çözüm değildir. Bazen yalnız sistemin alıştığı düzene geri dönmesidir.
Geri besleme suçun eşit olduğu anlamına gelmez
Bir konuşmada karşılıklı etki bulunması, iki kişinin her davranıştan eşit ölçüde sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Nihan’ın sert konuşması Barış’ın savunmasını etkileyebilir. Barış’ın verdiği sözü yerine getirmemesi de Nihan’ın tepkisini etkileyebilir. Bunları aynı sırada görmek; geciken işi, kırıcı sözü veya var olan yük eşitsizliğini önemsizleştirmez.
Geri besleme, “İkiniz de aynısınız,” demenin başka bir yolu değildir. Sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yalnız bir davranışın boşlukta oluşmadığını ve sonrasında başka davranışları etkileyebildiğini gösterir.
Somut bir yük sürekli tek kişide kalıyorsa önce bu yükün kendisi görülmelidir. Bir kişi ortak sorumlulukları sürekli yerine getirmiyor, diğer kişi takip etmek ve hatırlatmak zorunda kalıyorsa yalnız konuşma biçimine bakmak yeterli değildir. Döngü, somut eşitsizliğin üzerini örten bir açıklamaya dönüştürülmemelidir.
Aynı sınır korku, tehdit, kontrol ve şiddet için de geçerlidir. Bir kişinin zarar veren davranışını “Karşılıklı olarak birbirinizi etkiliyorsunuz,” diyerek eşitlemek doğru değildir.
Geri besleme kavramının cevapladığı soru şudur:
Bir hareket, kendisinden sonra gelen hareketlerin koşullarını nasıl değiştiriyor?
Kimin hangi davranıştan sorumlu olduğu ise ayrıca değerlendirilir.
Aynı olayda iki ayrı akış
Bir tartışmaya yalnız içerik açısından bakıldığında şöyle denebilir:
“Tamircinin aranıp aranmadığını konuştular.”
Döngü açısından bakıldığında ise daha uzun bir sıra görünür:
Hatırlatma → hesap sorulduğu düşüncesi → ters cevap → önemsenmeme düşüncesi → daha sert anlatma → suçlanma düşüncesi → savunma → geçmişi açma → uzaklaşma
Bu ikinci anlatım, kişilerin niyetini kesin olarak bildiğimizi söylemez. Yalnız konuşma sırasında hangi düşünce, duygu ve tepkilerin birbirini izlemiş olabileceğini görünür kılar.
İlişkini Anla’daki keşif de yaşanan bir anı bu sırayla incelemeye yardım eder:
- O anda ne düşündüm?
- Ne hissettim?
- Nasıl tepki verdim?
- Tepkim partnerimin sonraki tepkisini nasıl etkiledi?
- Partnerimin tepkisi bende hangi yeni düşünceyi ve duyguyu oluşturdu?
Bu sorular “Kim başlattı?” sorusuna yeni bir cevap bulmaya çalışmaz. Konuşmanın bir turdan diğerine nasıl geçtiğini gösterir.
Örneğin Nihan’ın keşfinde yalnız “Barış tamirciyi aramadı” bilgisi bulunmaz. O anın devamı da görünür hâle gelir:
Düşünce: “Yine takip etmek bana kaldı.”
Duygu: Yorgunluk, öfke veya önemsenmeme.
Tepki: Daha keskin bir sesle hatırlatma.
Partnerde oluşabilecek anlam: “Yine yetersiz bulunuyorum.”
Partnerin tepkisi: Savunma veya konuşmadan uzaklaşma.
Nihan’da oluşan yeni düşünce: “Sorumluluğu konuşmak bile mümkün değil.”
Barış’ın tarafında da benzer bir sıra kurulabilir. Böylece tek bir olay, birbirini izleyen düşünce, duygu, anlam ve tepkiler hâlinde görülebilir. Amaç partnerin zihnini okumak değildir. Her kişinin kendi yaşantısını ve gözlenebilir tepkisini daha açık tarif edebilmesidir.
Geri besleme neyi açıklar?
Geri besleme kavramı, küçük bir olayın neden bazen olduğundan çok daha büyük bir tartışmaya dönüştüğünü açıklamaya yardım eder.
İlk cümle tek başına bütün sonucu üretmez. İlk cümleden sonra verilen cevap, o cevabın nasıl anlaşıldığı ve ardından gelen yeni tepki birlikte bir akış oluşturur.
Bu bakış, yaşanan somut sorunu ortadan kaldırmaz. Tamirci gerçekten aranmamış olabilir. Evdeki sorumluluk gerçekten eşitsiz dağılmış olabilir. Bir kişi gerçekten kırıcı konuşmuş olabilir.
Döngüye bakmak bu gerçekleri inkâr etmek değildir. Somut sorunun yanında, o sorun konuşulurken oluşan ikinci süreci de görmektir:
Konu neydi ve bu konuyu konuşurken birbirimize ne yaptık?
Kendinize bakabileceğiniz sorular
Yakın zamanda büyüyen bir konuşmayı düşünün:
- Konuşmanın ilk somut konusu neydi?
- İkinci turda konuya ne eklendi?
- Hangi cümleden sonra ses tonu, savunma veya uzaklaşma değişti?
- Karşı tarafın sözünü nasıl yorumladınız?
- Bu yorum sizde hangi duyguyu oluşturdu?
- Bu duyguyla nasıl tepki verdiniz?
- Verdiğiniz tepki partnerinizin sonraki tepkisini nasıl etkilemiş olabilir?
- Konuşmayı büyüten hareketler kadar, gerilimi azaltan küçük hareketler de oldu mu?
İlişkini Anla, ilişkinizde tekrar eden etkileşimleri farklı açılardan incelemenize yardımcı olan bir keşif alanıdır. Yaşadığınız bir olayda ne düşündüğünüzü, ne hissettiğinizi, nasıl tepki verdiğinizi ve bu tepkinin ilişkinin devamını nasıl etkilediğini daha görünür hâle getirebilir.
İlgili yazılar: Ben bu döngünün neresindeyim? · Kavgayı kim başlattı? · Döngüyü fark etmek neyi değiştirir?
Güvenlik ve destek
Yük eşitsizliği veya güvenlikle ilgili kaygılarınız varsa bir uzmandan destek alabilirsiniz. Ekonomik kontrol, küçümseme, tehdit, takip, korku, zorlayıcı kontrol, fiziksel veya cinsel şiddet içeren durumlarda öncelik güvenliktir. Ayrıntılı bilgi için İlişkide şiddet, kontrol ve güvenlik rehberini inceleyebilirsiniz.
Araştırma ve kavramsal dayanak
Geri besleme, başlangıçta çift ilişkilerini açıklamak için geliştirilmiş bir kavram değildi. Mühendislikte kullanılan geri beslemeli düzeneklerden yola çıkan Arturo Rosenblueth, Norbert Wiener ve Julian Bigelow, 1943 tarihli Behavior, Purpose and Teleology makalesinde bir sistemin ürettiği sonucun dönüp sistemin sonraki davranışını etkileyebileceğini gösteren genel bir model kurdu. Wiener, 1948’de yayımlanan Cybernetics kitabıyla bu düşünceyi canlılar ve makinelerdeki kontrol ve iletişim süreçlerini açıklayan disiplinlerarası bir çerçevenin merkezine yerleştirdi.
Maruyama, 1963’te bu çerçeveyi genişleterek bir değişimin oluşturduğu etkilerin sisteme geri dönüp başlangıçtaki değişimi büyütebileceğini anlattı. Bu yaklaşım, bir sürecin yalnız ilk hareket yüzünden değil, süreç içinde oluşan sonuçların yeniden devreye girmesiyle büyüyebileceğini gösteriyordu.
Watzlawick, Beavin ve Jackson daha sonra bu sistem düşüncesini insan iletişimine taşıdı. Bir kişinin davranışını tek başına değil; ardından gelen karşılık ve bu karşılığın ilk kişide oluşturduğu yeni tepkiyle birlikte ele aldılar. Cox ve Paley de aile sistemlerini değerlendirdikleri çalışmalarında aile içindeki süreçlerin dinamik ve karşılıklı biçimde düzenlendiğini; geri beslemenin değişimi büyütebildiğini, azaltabildiğini veya alışılmış düzenin sürmesine katkıda bulunabildiğini açıkladı.
Reis, Collins ve Berscheid, ilişki araştırmalarını değerlendirdikleri derlemede olumsuz karşılıklılığı kendini güçlendiren bir ilişki geri besleme döngüsü olarak ele aldı. Bir kişinin olumsuz tepkisi diğerinin olumsuz karşılık verme olasılığını artırabilir; bu karşılık da ilk kişinin daha olumsuz tepki vermesine katkıda bulunabilir.
Bu tarihsel çizginin ilişki konuşmaları açısından önemi şudur: Bir tartışmanın nasıl büyüdüğünü yalnız ilk söz açıklamaz. Her karşılık, diğer kişinin bir sonraki tepkisini etkileyebilir; o tepki de ilişkiye geri dönerek konuşmanın yönünü yeniden değiştirebilir. Geri besleme kavramı, tek tek kişilere etiket yapıştırmak yerine bu karşılıklı ilerleyişi görünür kılar. Nihan ve Barış sahnesi de bu ilerleyişi gündelik bir konuşma içinde göstermek amacıyla oluşturulmuştur.
Kaynaklar
- Cox, M. J., & Paley, B. (1997). Families as systems. Annual Review of Psychology, 48, 243–267. https://doi.org/10.1146/annurev.psych.48.1.243
- Maruyama, M. (1963). The second cybernetics: Deviation-amplifying mutual causal processes. American Scientist, 51, 164–179, 250–256.
- Reis, H. T., Collins, W. A., & Berscheid, E. (2000). The relationship context of human behavior and development. Psychological Bulletin, 126(6), 844–872. https://doi.org/10.1037/0033-2909.126.6.844
- Rosenblueth, A., Wiener, N., & Bigelow, J. (1943). Behavior, purpose and teleology. Philosophy of Science, 10(1), 18–24. https://doi.org/10.1086/286788
- Watzlawick, P., Beavin, J. H., & Jackson, D. D. (1967). Pragmatics of human communication: A study of interactional patterns, pathologies, and paradoxes. W. W. Norton.
- Wiener, N. (1948). Cybernetics: Or control and communication in the animal and the machine. MIT Press.



